Slovenya ve Erasmus

Herkesin bir dönüm noktası, sonun bir başlangıcı vardır ya işte benim için de burası başlangıçların en güzeli.  Kendim bildim bileli içimde başka ülkelerin güzelliklerini görme; insanlarını, yaşam tarzlarını gözlemleme; kültürlerini, dillerini öğrenme; farklı, kendilerine özgü yemeklerini tatma istekleri vardı. Nereden, nasıl başlayacağımı bilemezken olur ya diye başvurduğum erasmus programı açtı ilk kez bu kapıları.

İyi ki yapmışım dediğim, en güzel anılarımı biriktirdiğim, sayısız, hala devam eden arkadaşlıklar, dostluklar edindiğim yer oldu Ljubljana ve erasmus.

Bir ülke düşünün ki en çok işlenen suç bisiklet çalmak, sessiz, huzur dolu, doğa ile iç içe, bir ülke düşünün ki insanları özgür, birbirine saygılı.

İkinci döneme de hibe verileceğini duyduğumuz an şans ayağımıza geldi ve bu fırsat kaçmaz diyerek hemen hemen giden birçok Türk arkadaşım ve ben uzattık erasmusumuzu. Yani tam 10 ay yaşadım bu güzel ülkede.

O kadar çok anı biriktirdim ve o kadar çok şey öğrendim ki burada sizlerle hepsini nasıl paylaşayım bilemiyorum. Kısaca belirli başlıklar altında anlatmaya çalışacağım aşk ülkesi sLOVEnya’yı ve erasmus anılarımı. 🙂

Yolculuk ve İlk gün İzlenimleri 

Nasıl bir hayat tarzı bekliyordu beni bilmeden başladım hazırlıklara kazanır kazanmaz. Ljubljana Üniversitesi her şeyiyle gelen erasmus öğrencilerine sahip çıkan ve yardımcı olan görevlilere sahipti. Hemen hemen bütün erasmus öğrencilerine yurt sağlıyorlardı. Öğrenci ülke içindeki birçok kaliteli restoranda yarı fiyatına yemek yiyebiliyordu ve bunun gibi birçok olanağa sahipti ki ayrıntılara değineceğim. Hazırlık süreci içinde daha önce orada erasmus yapmış öğrencilerle tanıştım, konuştum, gerekli olanları öğrendim. Aynı şehre ve aynı fakülteye giden bir arkadaş ile de tanıştım internetten. Birbirimize ilk günlerde destek olmamız azalttı endişelerimizi. Hiç aklımda ne yapacağım ben, nerede kimlerle kalacağım endişeleri olmadı bu sebeplerden dolayı.

Ve beklenen o gün geldi çattı. Aldım 30 kg’luk valizimi, bir sırt çantasını, bir el çantasını ve bir de küçük ihtiyaç çantamı düştüm yollara. Ljubljana’ya gideceklere ilk önerim gereksiz eşya almayın.:) Kızlaaaaarr! Ay bu bluzumu da alayım, ya bu ayakkabılar yetmez ki, e bunu da evde bırakamam ki, of 5 ay az da değil yeter mi bu eşyalar diyeceksiniz, biliyorum! Çünkü ben de dedim.:) Ama inanın götürdüklerinizin yarısını kullanacaksınız ve en önemlisi oradan yenilerini almak isteyeceksiniz.

İkinci önerim yiyecek götürerek kendinize fazladan ağırlık yapmayın. Evet, biz mutfağı geniş bir milletiz ve sahip olduğumuz birçok geleneksel lezzetimiz orada yok ama 5 ay şehirde ki restoranlar inanın hem ihtiyaçlarınızı karşılayacak hem de yeni tatları denemenizi sağlayacaktır. Bir şey hariç! Bir kutu lokum erasmuslu arkadaşlarınızla tanışıp kaynaşmak için iyi bir başlangıç olabilir.:)

Yaklaşık 2 buçuk saat uçak yolculuğundan sonra vardık şehrin dışındaki havaalanına. Büyük bir şey beklemeyin. Havaalanı da ülke gibi küçük. Şehre gitmek için taksicilerle yarı Türkçe İngilizcemiz ile pazarlığa giriştik. Orta yolu bulamayınca uzunca bir bekleyişten sonra şehre giden otobüslere bindik.  Beni ilk şaşırtan ülkenin ucu bucağı olmayan ormanları, yeşilliği oldu. Hayatımda hiç bu kadar yemyeşil araziler görmemiştim. Diğeri kokusuydu. Evet, bu ülkenin kendine has hiç bir bitkide, yiyecekte olmayan bir kokusu vardı.

Otobüsler sizi şehrin içindeki istasyona kadar götürüyorlar. Buradan sonra yurda gitmek için uzun yolculuğun verdiği yorgunlukla hiç ücretini konuşmadan bir taksiye atladık.

Rozna Dolina’da bulunan öğrenci işlerine giderek yurt işlemlerimizi yaptık. Ancak beklemediğimiz bir olay gerçekleşti ve fakültemize yakın Bezigrad yurtlarına yerleştirdiler bizi. O kadar ağırlık ile nerededir bilmeden sora sora bir de diğer yurdun yolunu tuttuk. Vardığımızda kendimizi yataklarımıza atarak uzunca bir süre dinlendik.

Yurtlar demişken Ljubljana’da tüm öğrencilere yetecek kadar öğrenci yurdu bulunmakta. Ancak en bilinen ikisi Rozna Dolina ve benim kaldığım Bezigrad. Rozna Dolina en büyük yurt merkezi. 10’dan fazla yurt binası var burada. Odalar iki kişilik ve uzun bir koridora açılıyor hepsi. Bu yüzden her koridorda bulunan mutfak, banyo, tuvalet ortak kullanım. Çok temiz olduklarını söyleyemem. En çok tercih edilen yurt olmasının başlıca nedeni meşhur erasmus partileri. Her gece bir yurt binası koridorunda ve mutfağında partiye rastlayabilirsiniz.

Bezigrad yurtları ise daha sessiz sakin. 4 binası bulunmakta. Odalar iki kişilik yine. Odanızın yanında bir iki kişilik oda daha bulunuyor. Bu yüzden buranın avantajı banyo, tuvalet ve mutfağı dört kişi kullanıyorsunuz. Benim oda arkadaşım Sloven’di ve haftada 3 gün derse geliyordu sadece. Yandaki diğer oda arkadaşlarımda öyleydi. Bundan dolayı mutfağı, banyoyu nasıl istersem öyle kullanabiliyordum. Binaların en altlarında yine erasmus partileri oluyor Bezigrad yurtlarında ama Rozna Dolina kadar değil.  Ek olarak benim okuduğum social sciences fakültesinin yanında tek kişilik odalı yurtlar var. Rahatlık istiyorsanız Bezigradı tercih edin derim. Rozna Dolina’ya partiler için yine gidebilirsiniz. Daha fazla bilgi için sitesine buradan bakabilirsiniz

Ljubljana’da Ulaşım ve İklim

Ljubljana küçük ve ulaşımı kolay bir başkent. Şehri gezmek için yürümek bence en mantıklısı. Yürüyerek görmeniz gereken birçok yere gidebilirsiniz. Ama ben yürümeyi sevmiyorum diyorsanız şehrin en önemli ulaşım aracı bisikletleri kullanabilirsiniz. Şehir içinde bisiklet yolları motorlu araç yollarından daha kalabalık. Dedim ya en çok işlenen suç bisiklet çalmak bu ülkede. O yüzden bisikletinizi kalın zincirlerle korumanızı öneririm. Yalnız bu şekilde koltuğu, tekerliği gitmiş sadece gövdesi zincirlerle bağlı kalmış bisikletler de gördüm ben uyarayım.:)

Diğer ulaşım yolu şehir içi (LLP) otobüsler. Şehrin her yerine otobüsler ile ulaşmanız mümkün. Öğrenciler için tabi ki daha avantajlı fiyatlarla. Yalnız kaçak binmemenizi tavsiye ederim. Günde birkaç kez her hattaki otobüs görevliler tarafından kontrol ediliyor. Kartı olmayanlara para cezası kesiliyor. Birkaç arkadaşım ile bizim başımıza gelmişti. Yalvar yakar kurtulmayı başardık ama bir daha böyle bir hata yapmadık.:)

Ben daha rahat olmak istiyorum derseniz taksileri de kullanabilirsiniz. Türkiye’de ki gibi yüksek taksi ücretleri ile karşılaşmayacaksınız. Uygun fiyata çok rahat bir şekilde uzak mesafelere gidebilirsiniz. Yalnız bazı taksiler diğerlerine göre daha hesaplı. Laguna taksiyi bu konuda önerebilirim.

Ayrıca burada Prevoz diye bir sistem var. Bizde ki Bla Bla’nın benzeri. Arabası olan kişiler nereye gideceklerini ve kaç kişi alabileceklerini bu sitede paylaşıyorlar

–> https://prevoz.org/  bu sayede şehirler arası ulaşımı rahat ve hesaplı bir şekilde sağlayabiliyorsunuz. Üstelik sadece Slovenya içinde değil diğer ülkelere de bu sayede ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca şehirler arası trenler ve otobüsler de diğer seçenekler.

Burası yeşilliklerin ülkesi demiştim. Tabi ki bu kadar yeşil alana sahip olması için iyi de yağış alması gerekiyor. Bu yüzden 365 günün 65’in de güneşi görürsünüz desem yanlış olmaz sanırım. Evet, tam 360 gün yağışlı bir ülke burası. Yağış olmasa da her daim kapalı bir havası var. Kışın ise karı bolca görebilirsiniz. Yanınıza sağlam kışlıklarınızı alın derim. Zira çok üşüyeceksiniz.:/

Nasılmış bu Slovenler?

Ljubljana öğrencilerle birlikte yaşayan bir şehir. Öğrencilerin yüzde doksanı Slovenya’daki küçük şehirlerden kendi arabaları ile her pazartesi günü şehre geliyorlar ve cuma akşamı dönüyorlar. En çok şaşırdığım şey bu olmuştu sanırım. İlk cumartesi sabahı uyanıp pencereden dışarı baktığımda yurdun önündeki tüm o arabalar kaybolmuştu ve tek bir insan yoktu. Ne olduğunu sonradan öğrendim tabi. Herkes neden iki gün için evlerine dönüyor bu sistemi hala anlayabilmiş değilim. Sloven bir arkadaşa sorduğumda bütün öğrenciler böyle yapıyor o yüzden gidiyorum demişti.:) Kısacası hafta sonu ve tatillerde Ljubljana ölü şehir. Ayrıca marketler ve birkaç restoran da kapalı. Sadece ülkenin en büyük alışveriş marketi mercator cumartesi öğlene kadar açık. Ayrıca tabi ki biz çalışkan Türkler’in, Makedonlar ve Arnavutlar’ın işletmeleri. 🙂

Sloven halkı genel olarak yardımsever insanlar. Bir yer sorduğunda bildikleri kadarıyla anlatıyorlar. Anlatmaya çalışıyorlar değil anlatıyorlar. Yani herkes İngilizce biliyor ve konuşuyor bu şehirde yedisinden yetmişine. Küçük bir çocuğun da 70 yaşlarındaki bir teyzenin de İngilizceyi ana dili gibi konuştuğuna şahit oldum ben. Bunu da merak ettim ve Sloven bir arkadaşa sordum. Anaokulundan İngilizce dil eğitimine başladıklarını anlattı. Ayrıca üniversitede tüm İngilizce derslerde ‘hocam nasılsa erasmuslu yok Slovence işleyelim’ demiyorlar. Bütün dersi baştan sona İngilizce görüyorlar ve yurtlarda erasmuslular ile birlikte yaşıyorlar. Sanırım bu sebeplerden dolayı İngilizce konuşurken hiç çekinmiyorlar ve akıcı bir şekilde konuşuyorlar. Lakin biz nasıl İngilizce kelimelere Türkçe telaffuz karıştırıyorsak onlar da biraz Slovence gibi konuşuyorlar. Bu yüzden başlarda anlamanız zor olabilir ancak zamanla aksanlarına alışacaksınız.

Komşuluk ilişkileri ise işte burada sıkıntı. Diğer Avrupa ülkelerinin insanları gibi birbirlerine yabancılaşmış bir halkı var. Türk bir dönerci abiden öğrendiğim kadarıyla misafirlik diye bir kavram yok. Öyle komşum size bir çaya geleceğim, altın günü yapalım mı, şu yemeğin tarifi ne ki (zira evde bizim gibi yemekler yapmıyorlarmış), temizlik yapacağım yardıma gelir misin falan diyemezsiniz. (Ah, benim sıcak ülkemin sıcak insanları!) Nasıl bir araya geliyorlar derseniz arada bir dışarıda cafelerde bir iki saat buluşup sohbet ediyorlarmış. 60 yaşlarında süslü teyzeleri bir cafede kahve içerken sohbet ederek görebilirsiniz, şaşırmayın. Süslü demişken gerçekten süslü ve bakımlılar. Sloven teyzeler rengarenk kıyafetler ve aksesuarlar kullanıyorlar. Gençleri de gayet sade ve şık giyiniyorlar. Etekli, elbiseli, topuklu ayakkabı giymiş ablalarla da bisiklet yollarında sık sık karşılaşabilirsiniz.

İlk Sloven oda arkadaşım Slovenya’da herkesin Slovence konuşmasına rağmen bazen birbirlerini anlamadıklarını söylemişti ve baya şaşırmıştım. Çünkü ülkenin doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi hepsinin kelimeleri farklı telaffuzları varmış ve kuzeyiyle güney halkları arasında azıcık çatışma varmış.

Ayrıca rahat insanlar bu Slovenler. Gece geç saatlere kadar eğlenen gençler çok. Gece 3’te evinize sorunsuz yürüyebilirsiniz sokaklarda. Kimsenin kılık kıyafetine şaşırmış, hor görmüş şekilde baktıklarını görmedim. Bir de kavga nedir bilmiyorlar. Kavga eden iki kişi görürseniz bu ülkede bizden birileri olabilir. 🙂

IMG_1363

Reklamlar

Slovenya ve Erasmus’ için 4 yanıt

  1. Merhaba 🙂 tek kişilik yurtlar diye bahsettiğiniz bezigrad mı oluyor yoksa farklı özel yurtlar mı? Okulun sisteminden yurtlara başvurdum ancak rozna dolina çıktı, bezigrad’a geçmem mümkün olur mu? veya ayrıca başvurmak mı gerekiyor bu yurtlara? Teşekkürler şimdiden

    Beğen

    1. Merhaba, Tek kişilik yurtlar farklı özel yurtlar fiyatları biraz daha yüksek. İstediğiniz zaman istediğiniz yurda geçebilirsiniz yer varsa. Önceden başvuruya gerek yok Gider gitmez değiştirmek istediğinizi belirtebilirsiniz. Güzel bir erasmus dönemi dilerim. 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s