Sapanca’da Huzur Dolu 3 Gün

Sapanca yazısını yazmanın zamanı geldi geçiyor. İnstagram fotoğraf bombardımanından anladığınız üzere son gezimizi Sapanca’ya yapmış bulunuyoruz. Aslında bu yazı gezi yazısından biraz uzak olacak. Çünkü az çok biliyorsanız zaten Sapanca küçük bir yer. Ancak bunun ötesinde Sapanca’da yaşadığımız ve karşılaştığımız bir başka kültürden de bahsedeceğim. Hadi başlayalım o zaman.

Eskişehir – Sapanca arası yaklaşık 2,5 – 3 saat sürüyor. Kendi aracımızla çıkıyoruz yola. Yol erzaklarımız hazır. Yolculuk sonrası ilk olarak Sapanca’ya gidiyoruz. Planımız ilk günü Sapanca’da geçirmek. Meşhur sahil kenarına vardığımızda aracı Reachmond Spa otelin hemen önüne koyuyoruz. O cadde üzerinde ilerlerken karşımıza bir bungalov otel çıkıyor. Belki odası vardır ve uygun fiyatlıdır diyip içeri giriyoruz. Tam da istediğimiz gibi oluyor ve Sapanca’ya adım attığımızın ilk dakikasında kedi gibi dört ayak üstüne düşüyoruz. Bir sürü boş odası var. Üstelik fiyatlar da çok uygun. Otelin tam ismi Ogün Bungalov Otel. Bir sıra boyunca yaklaşık 10-15 odası bulunuyor. Bu odalar büyüklüğüne göre 3 çeşide ayrılıyor ve ona göre fiyatlandırılmış. Fiyatları 80 – 150 ve 200 tl. En küçük oda 80 tl. Yataklar hepsinde çift kişilik. Yine de küçük odanın yatağı diğerlerine göre beklediğiniz üzere daha küçük. 150 tl fiyatındaki odalar daha büyük ve rahat yataklara sahip. En büyük oda ise biraz yeni evli çiftler düşünülüp ayrılmış gibi. Yataklar büyük ve gösterişli. Odaların hepsinde banyo ve bir klozet bulunuyor. Ayrıca klima ve tv de mevcut. Bizim için yeter ve artar özelliklerdi. Biz 80 tl’lik odada kalabiliriz dedik bungalovun sahibi tatlı teyzeye. O da küçük odalardan sadece bir tane kaldığını ve klimasının bozuk olduğunu söyledi. Bu sebeple bizi 150 tl’lik odaya aldı üstelik yine gecelik 80 tl diyerek. Nasıl sevindik anlatamam. Ertesi gece de yeni bir maceraya atılmamak adına yine burada konakladık. Bu sefer tam fiyatını veririz dedik ama teyze yine güzellik yapıp 120 verin yeter dedi. Güzel insanların iyilikleri kurtaracak bu dünyayı dedik biz de. Otel de sabah akşam kahvaltı mevcut değil. Aslında odadaki imkanlar dışında çok da bir şey beklemeyin. Bir de kocaman bir bahçesi var. Bahçesinde de tatlış mı tatlış bir köpeği. Öyle ki etrafı gezmeye çıktığımızda sırf tatlış köpecik Patiyi özleyip döndüğümüz oldu otele. Biz bu oteli çok sevdik. Sıcacık ve günlerce kalınabilir güvenli bir yer. Hem uygun fiyatlı hem de sakin, huzurlu konaklama arıyorsanız bir düşünün derim. Konumu zaten bulması çok kolay. Navigasyona Reachmond Wellness Spa yazıp bu oteli bulduğunuzda caddeyi dümdüz takip etmeniz yeterli. Hemen sağ tarafta Ogün bungalov çıkacak karşınıza.

Gel gelelim otelden çıktığımızda yaptığımız aktivite tabi ki çevreyi turlamak oldu. Otelin sahibi teyzeyle yaptığımız kısa sohbet içerisinde sahili sorduk. İnanır mısınız kadın sorumuza nasıl üzüldü. Çünkü tam otelin karşısındaki aradan geçtiğinizde karşınızda Sapanca gölünü görüyorsunuz. Teyzenin isyanı ise bize değil aksine sahil kenarına taştan binalarını diken aç gözlü yatırımcılara idi. Bu konuda oldukça dert yandı. Bizim gözlemlediğimiz de tam da bu yöndeydi. Sahile çıktığınızda etraf tek derdi para kazanmak olan ve müşteri memnuniyetinden bir gram haberi olmayan çoğu Arap, restoran ve küçük butik dolmuştu. Etrafa baktığınızda her yerde Arapça yazılar ve Arapça konuşan insanlar görüyorsunuz. Kısa süreli bir şok sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz hala olayın şokunu atlatabilmiş değiliz. Sapanca o kadar güzel ve nezih bir turistik beldeki burayı bu hale getirmek için büyük çaba sarf etmiş olmak gerekiyor. Bu doğal güzelliğin bozulması için sanki ellerinden geleni ardına koymamışlar. Irkçı bir insan değilimdir yanlış anlaşılmasın. Ancak insanın kendi memleketi olması, kendi dilinin kendi bayrağının altında yaşaması özgürlüğün en büyük ve önemli kanıtıdır. Ancak biz Sapanca’da kendimizi Türkiye’de gibi hissetmedik. Ne kadar üzücü değil mi?


Sapanca çok pahalı olduğu için akşamında kendimizi Adapazarı merkeze attık. Bir Avm bularak buradaki bir restoranda akşam yemeğimizi yedik. Buranın meşhur ıslak köftesinin tadına baktık da diyebiliriz. Gece ise sivrisinek istilasına uğradık. Sabah kalktığımızda tüm vücudumuz ısırık içinde kıpkırmızı olmuş kaşıntıdan derimizi kazıyorduk. Aklımız işte o gün başımıza geldi. O günkü planımız Sakarya merkezi gezmekti. Merkeze gider gitmez de ilk iş sivrisinek ilacı almak oldu. Sonrasında gençlerin takıldığı caddesini internetten araştırıp bulduk. Çark caddesi denilen bu caddede önce bir mekanda kahvaltımızı yaptık. Sonrasında caddeyi ve mağazaları turladık. Fiyatlar oldukça uygun geldi. Sonrasında Sakarya merkezde görülmesi gereken çok bir şey olmadığı için Sapanca yolunun yukarısında bulunan İstanbuldere Alabalık tesislerine gidip biraz etrafı gezip fotoğraf çektik. Bu arada İstanbuldere’de safari yapmak isteyenler için de bir mekan var. Yayla safari sayesinde güzel 1 saat geçirebilirsiniz. Ben biraz taşlı yollardan korktuğum için yapmak istemedim. Ardından dönüşte yolda gördüğümüz Natürköy tesislerine uğradık. Sapanca merkez nasılsa buraları da yabancı turist kaynıyordu. Yine de Sapanca’ya giderseniz özellikle İstanbuldere’ye mutlaka gidin. Yolları biraz engebeli ve dağlık olsa da mekan çok çok güzel. Gittiğinize değecek. Döndüğümüz de ise akşam saatlerinde Sapanca’da küçük bir marketten bir saatlik bisiklet kiraladık. Burada genelde saatliği 10 tl kiralamanın. 1 saat yetti bize. Sapanca’yı bisikletle gezmek de bizim için eğlenceli aktivitelerden biri oldu. Akşamında da Sapanca gölü yanında bulunan belediyenin bir çay bahçesinde manzara eşliğinde çaylarımızı içtik. Öyle ki sahildeki bir mekanda denk geldiğimiz Karadeniz düğünü neşemizi arttırdı. Üstüne bir de havai fişek gösterisi gecemizi mükemmelleştirdi. Dolu dolu ikinci günün ardından sivrisinek saldırılarına hazırlıklı olarak uykuya geçtik. 🙂

IMG_2752

Üçüncü günün sabahına patiyle oynayarak başladım. Oyuncağı, pati ve ben muhteşem üçlü olduk. Yaklaşık bir saat koşturmalı bir oyunumuz oldu. Benim enerjim bu tatlı şeyle oynarken hiç bitmedi lakin baktım pati çoktan yorulmuş yerinden kalkamıyor. Onu dinlenmesi için yalnız bıraktım. Artık otelden ayrılma vakti de geldi çattı. Bize çok yardımcı olan teyzeye vedamızı ederek eşyalarımızı toplayıp ayrıldık otelden. Bugün de hedefimiz Sakarya merkez oldu. Kahvaltımızı yine çark caddesinde buranın meşhur kahvaltı mekanlarından biri olduğunu düşündüğümüz bir cafede yaptık. Ardından da merkezde bulunan görmediğimiz bir iki parkına uğrayıp eve gitmek üzere yola çıktık.

Sakin ve huzurlu 3 gün geçirdik diyebiliriz. Sapanca’ya tekrar gitmek ister misiniz derseniz gerek yok. Çoğu görülmesi gereken yerini gördük tanıdık. Zaten 3 gün yetti arttı bile. Yine de tavsiye ederiz. Hafta sonu için güzel bir kaçamak olabilir.  Giderseniz Ogün bungalovdaki teyzeye selamımızı iletin. Genç siyah şapkalı mor gözlüklü minyon tipli bir kız gelmiş buraya deyin belki hatırlar. 🙂 Güzel mi güzel gezileriniz olsun sizin de!

Sapanca Favorilerimiz:

> Sahilde belediyenin çay bahçesinde huzuru dinlemek,
> İstanbuldere’de sakin havanın ve doğal güzelliklerin tadını çıkarmak,
> Ogün bungalovun bahçesinde gün batımını eşliğinde sohbet etmek,
> Sapanca’nın sıcak akşamında bisiklet sürmek,
> Ve tabi ki pati ile yorulana kadar oyun oynamak. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s