Bırak Dağınık Kalsın

Bugün kendim için harika bir durumu fark ettim ve nasıl sevindim anlatamam. Sabahın köründe uyanıp telefonuma baktığımda bloguma yazılan bir yorumu gördüm. Mr. Kartal ile Tanışma Hikayemiz yazıma bir okuyucum “Mr. Kartal olmasın” diye yorum atmış. Uyku sersemi başlığa ve yazının içeriğine hatta önceki yazılarıma da baktım hepsinde Celalden Mrs. Kartal olarak bahsetmişim. Şimdi öncelikle kendisine teşekkürlerimi sunuyorum çünkü eminim bu yanlış uzun bir süre daha böyle giderdi. Lakin parmak basmak istediğim bir nokta var ki benim içime huzuru da dolduran kısım orası.

Yazıyı çoktan yayınlamıştım. Facebookta, Twitterda, İnstagramda tüm sosyal medya hesaplarımda yanlış olarak yayınlanmıştı üstelik. Bu durumda eski Dilek olsa kesin aman Allahım nasıl olur, nasıl bu yanlışı defalarca yapabilmişim, hepsini nasıl düzelteceğim, baştan silip hepsini yeniden mi yayınlasam! diye paniğe kapılırdı. Gerçekten! Ama bu senaryo gerçek olmadı. Çünkü artık yeni Dilek ‘Bırak Dağınık Kalsın’ diyordu.

Mükemmel olma kavramını üzerinize bu denli yapışkan not haline getirmiş bireylerseniz bunun nasıl bir değişim olduğunu anlamanızı umuyorum. Mükemmellik ve mükemmeliyetçilik kavramı üzerine biraz konuşmak istiyorum. Mükemmeliyetçilik kavramına uygun davranan bir kişi hem yüksek standartlara ulaşması hem de asla hata yapmaması gerektiğine inanır. Mükemmele ulaşma isteğinin pek çok özelliğimiz gibi çocuklukta kazandığımız bir özellik olduğunu düşünüyorum. Ailesi ve çevresi tarafından onay, kabul ve sevgi görme peşindeki çocuklar mükemmele ulaşarak bunu elde edebileceklerini düşünürler. Arkadaşlarım benimle oyun oynamayı çok severler çünkü ben mükemmel bir oyun arkadaşıyım veya öyle olmalıyım. Ya da sosyal medyanın, televizyon kanallarının, reklamların kısaca bize dayatılan tüm tüketim içerikli iletilerin içeriğinde mükemmelleştirilmiş insanlar ve eşyalar olması da mükemmeliyetçiliğin çağımızın hastalığı olmasına neden oluyor.

Bu düşünce yapısı mükemmel olma çabasının yanında başka eksiklikleri de doğurur. İlk olarak insanlar ve dünyadaki tüm canlılar için tek gerçek var ki mükemmel diye bir şey yoktur. Kimse tam mükemmeli yakalayamaz. Bu sebeple kişi devamlı kendini rahatsız, güçsüz, kötü hisseder. Diğer bir sonucu mükemmel olmuyorsa hiç olmasın yani ya hep ya hiç diye düşünmektedir. Bu durumda işler asla ‘hep’ olmayacağı için hiçbir zaman da tamamlanamaz. Diğer ve bence en önemli sonuçlarından bir tanesi kişi kendini başkalarına kabul ettirme anlayışıyla yola çıktığı için yol boyunca kendi doğrularından ve kişiliğinden bol miktarda taviz verir. Örneğin; Celal’in beni çok sevmesini istiyorum onun her istediğini onaylar, yapar ve onun istediği gibi bir kişi olursam beni çok sever. Bu nasıl bir düşünce yapısıdır? Felaket! Üzgünüm ama gerçekten felaket! Ve bu felaketin içinde ben de çok kez bulundum. Çevremde de bu yapıda pek çok insanın olduğunu hala görmekteyim. İçimdeki tüm çığlıklarla birlikte ne yapıyorsun, kendine gel, kendin olmaktan vazgeçme diye haykırasım geliyor. En önemlisi o kişi için en büyük dileğim bu özelliğinin farkında olması oluyor. Farkındalık kavramının çok derin bir konu olduğunu biliyorum o nedenle farklı bir yazıda açıklamayı düşünüyorum. Ancak mükemmeliyetçi olduğunun farkında olup bunun kendisine zararlarını görebilen bir insan yolun yarısını çoktan geçmiş insandır.

Bu konuyla alakalı okuduğum ve çokça da faydasını gördüğüm bir kitap olan Brene Brown tarafından yazılmış Mükemmel Olmamanın Hediyeleri adlı yön gösterici içeriği size tavsiye edebilirim. Kitapta temel başlıklar utanç duygusu, mükemmeliyetçilik, merhamet ve şükretmek olarak geçiyor.

“Hayat felci, dünyada kusurlu olabilecek herhangi bir şey üretmekten çok korktuğumuz için kaçırdığımız fırsatların hepsini ifade eder.”

O zaman kendimize bugün için bir söz verelim.
Bugün üç satırlık bir e-posta yazmak için 30 dakika vakit harcamayacağım.
Bugün arkadaşlarımın beni sevmesi için benden istedikleri her şeye evet demeyeceğim. Hatta bugün sizden istenen her şeye HAYIR! diyebilirsiniz. 🙂
Bugün annemin örnek gösterdiği komşu çocuğunun aslında ne kadar sıradan olduğunu fark edicem ve onunla yarışa girmicem.
Bugün çok sevdiğim adamın da beni çok sevmesi için en hoşlandığı yemekleri yapmıcam. Hatta ve hatta onun için değil ne yapıyorsam kendim için yapıcam biraz da o bana eşlik etsin. 🙂
Bugün odamı, masamı, dağınık eşyalarımı, bitmeyen ödevlerimi, yarım kalmış kitabımı, yanlış yazdığım yazılarımı düşünmicem, hepsi bırak dağınık kalsın.
Bugün ben ne istiyorsam, içimden ne geliyorsa o olacak çünkü bugün benim günüm olacak. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s